Connect with us

Film

Limit Yok (Limitless 2011)

Limit Yok – Limitless

Yönetmen : Neil Burger

Oyuncular : Robert De Niro, Bradley Cooper ve Abbie Cornish

Gösterime Giriş Tarihi: 18 Mart 2011 ( Türkiye)

Süre: 1s 45dk  Ülke: ABD

Derecelendirme: 7,4/10

Film Alan Glynn tarafından yazılan ve çok satılan “The Dark Fields” romanından uyarlanmıştır.

Eddie, New York’da yaşayan, düzenli bir hayatı olmayan ve yaratıcılık konusunda sıkıntı yaşayan bir yazardır. Tesadüfen karşılaştığı eski bir arkadaşından aldığı hap, Eddie’nin beyninin yüzde yüzünü kullanmasını sağlar. Eddie, böylelikle MTD-48 adlı bir ilaçla tanışır. Artık yaratıcılık Eddie için bir ayrıntıdan ibarettir. Bu ilaç sayesinde var olan dünyası tamamen değişen ve hayata çok farklı pencerelerden bakmaya başlayan kahramanımız kendisinin de şaşıracağı kadar cazibeli ve yüksek zekaya sahip bir adam olur. Ancak aradan çok fazla zaman geçmeden kendisindeki bu artılar eksileri de beraberinde getirir.

Tek bir ilaç … Kolay yoldan para kazanmak, kolay yoldan mükemmellik, anında mutluluk çözümleri…

Hikaye, hayata reel gözlüklerle bakan, belirli bir mücadele sonunda ideallerimize erişebileceğini düşünen kişiler için çok tatminkar değil, sadece zaman geçirmek için izleyebilirler.

Kolay yoldan zengin ve mutlu olma yollarını arayan kişiler içinse bu film belki bir umut ve inanç kaynağı olabilir.

İyi Seyirler.

Gidilecek yollar, okunacak kitaplar, izlenecek filmler sınırsız ve ucu açık. Nefes alacağımız sayı bile belli dedik. Başladık gezmeye, okumaya, gözlemlemeye… Gezdikçe çoğaldık, okudukça bilinçlendik ve izleyip, gözlemledikçe çevremizde devasa olarak nitelenen sorunları, sıkıntıları !!! minnacık görmeye başladık ve sonuç olarak birlikte huzur bulduk. İnsan bu zamanda başka ne ister ki ! Dünya ne büyük biz insanlar ne kadar küçük demeye ara vermeden devam ettik. Kim bilir hayatımızın sonuna kadar daha ne kadar çok söyleyeceğiz. Franz Kafka ne kadar güzel demiş. ‘’Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında." Öncelikle sağlığımızın değerini bilip, kendimize iyi davranalım ve yatırım yapalım. Geze, göre ne tür yaşamlar varmış tanıklık edelim. Hayatınızı istediğiniz şekilde yaşamanız dileğiyle. Mutlu ve her zaman umutlu kalın .

Continue Reading

Film

God On Trial

Orijinal adı ‘God On Trial’ olan ve Türkçeye ‘Ölümün Soluğu’ ya da ‘Tanrı Yargılanıyor’ diye çevrilen film 2. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz toplama kampının loş ve sefalet içindeki bir barakası içinde başlar.

Toplumun farklı kesimlerinden gelen (haham, avukat, öğretmen, fizikçi, eldivenci…) ve barakada yaşayan Yahudilerden bazıları Tanrı’ya duaları ile sığınırken bir kısmı inancını yitirmiş olduğundan bu sefil ve acı verici durumda yaşamalarına, bu kadar acı çekmelerine, Tanrı’nın neden izin verdiğini sorgulamaya başlar. İçlerinde tartışırlar, ortak bir kanaat olmasa da  bir mahkeme kurarlar ve Tanrının bu olanlara neden müsaade ettiğini, bu kadar zulüm karşısında neden müdahale etmediğini yargılamaya başlarlar.

Suçlama: Cinayet, ölüm, cinayete yataklıktır.

Tanrı yargılanırken söz alan Yahudilerin bazı cümleleri dikkat çekicidir.

“Beni duyuyor ve hiçbir şey yapmıyor… Eğer beni duyuyor ve bir şey yapmıyorsa kötü biri demektir. O burada olmalıydı, bizler değil. O halde onu yargılamalıyız belki o zaman bizi duyar.”

“Tanrı benimle ilgili hayal kırıklığı yaşadığı için tüm Yahudi halkını cezalandırıyor mu? Asıl soru neden iyi adamı cezalandırmayı seçtiği ? Neden Hitler’i değil mesela ? Peki, Firavun’u katletti mi ? Yahudiler tümden bir katliama uğramak için ne yapmış olabilirler ? Bir yanıtı olan var mı ?”

Bugüne kadar izlediğimiz filmlerin sonuna ilişkin bilgileri sizlerle paylaşmadık ancak bu film özelinde filmin sonuna doğru söylenen şu sözleri yazmayı tercih ettik .

“….ismini alıyorlar, saçlarını kesiyor, çocuklarını senden alıyorlar. Eşini ve anneni de, hatta dişlerini bile. Seni sen yapan her şeyi alıyorlar. Tanrınızı da almalarına izin vermeyin. Ne kadar aptalca ve faydasız görünse de bu anlaşma sizin. Tanrı sizin Tanrınız, hiç var olmasa bile.”

Jüri, mahkemenin sonucunda Tanrının suçlu olduğuna karar verir ancak insanın yaşadığı dilemma birdenbire ortaya çıkar.

“Artık Tanrı suçlu, şimdi ne yapacağız?”

“ Şimdi dua edeceğiz!”

Filmin sonu şimdiden sizin için belli olsa da filmi izlemelisiniz. Yahudilik tarihinin başlangıcına ve o ana kadar ki yaşam süreçlerine dair bilgiler harmanlanarak kısa şekilde önünüze koyulacak ve belki ilk kez duyacağınız o konuları da bizim gibi araştırmak isteyeceksiniz.

İyi seyirler dileriz.

@ gezipduru_ys      @okumali_ys

Continue Reading

Film

Human

Fransız çevreci, fotoğrafçı ve yönetmen Yann Arthus-Bertrand’ın 2015 tarihli belgeseli, muazzam güzel hava görüntüleri ve kamera karşısında anlatılan insan hikayelerinden oluşuyor. Human, iki yılı aşkın bir sürede, 60’ın üstünde farklı ülkeden, 2020 kişiyle yapılmış röportajların bir bütünü. Yönetmenin ve birlikte çalıştığı takım arkadaşlarının şaheseri bu belgesel, izleyip de unutabileceğiniz türden bir belgesel değil. Sorunlar, insanların hayat hikayeleri üzerinden sınırlamalara takılmadan açık seçik gözler önüne seriliyor.

Belgesel de yer alan röportajlarda yaşı, ülkesi, kültürü, dini ne olursa olsun her konuşmacıya aynı sorular soruluyor. Alınan cevaplar, insanların kültürlerine ve dünyaya bakış açılarına göre bakıldığında doğal olarak çok farklı. Röportajların arasına serpiştirilen doğaya ait kareler ve müzikler de insanı alıp uzaklara doğru götürüyor.

Yaşam, varlık, yokluk, ayrımcılık, mutluluk, özgürlük, aşk, eşcinsellik, savaş ve ölüme dair sorular soruldukça ve cevaplar alındıkça, önce soruları cevaplayan kişilerinde aynı gökyüzü altında yaşadığını düşündürtüyor sonra da kendi hayatımıza dönüp bakmayı. Ayrıca verilen cevaplar sadece psikolojik ya da ekonomik kriterler gözetilerek değil dünya üzerindeki siyasi yapılar ve  kültürel farklılık açısından da değerlendirilebilir. Bence belgeseli izlediğinizde siz de benim gibi bir ara hüzünlendiğinizi, sonra bir başka karede tebessüm ettiğinizi bir diğerinde ise düşüncelere sevk edildiğinizi fark edeceksiniz.

Belgesel boyunca her an fotoğraf güzelliğinde karelerin olması, bir yanda hiçbir profesyonel oyuncunun olmaması ve dolayısı ile senaryosunun bulunmaması, diğer tarafta dünya vatandaşlarının duygu/düşünce dünyasına ses olması bakımından bu belgesel daha önce seyretmediğiniz bir tecrübe yaşamanıza vesile olabilir.

Belgeselde yer alan konuşmacılardan birinin sözleri beni çok etkiledi ve bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Bazen aklıma çocukken duyduğum bir laf gelir. Bir arkadaşım demişti ki hayat çocukluğundan yaşlılığına taşıdığın bir mesajdır. Yolda bu mesajı kaybetmemeye dikkat et. Sık sık düşünürüm çünkü çocukken iyi şeyler hayal eder, içinde herkesin mutlu olduğu bir dünya düşlerdim. Basit zarif şeyler. Ama hayatın akışında böyle şeyleri kaybediyorsunuz. Bir şeyler satın almak için çalışıyorsunuz. Kimse için endişelenmiyorsunuz. O çocukluktan getirdiğim mesajlar nerede şimdi? Belki de hayatın anlamı o mesajın kaybolmamasını temin etmektir.”

Uruguay başkanının sözleri de tüketici toplumunun esiri olanlar için nokta atışlı bir uyarı niteliğindeydi.

”Uruguay’ın başkanı olmam önemli değil. Bu konu üzerinde çok düşündüm. Tek kişilik bir hücrede on senemi geçirdim. Yeteri kadar vaktim oldu. Bir kitabın kapağını açmadan yedi yıl geçirdim. Bu bana düşünmek için zaman verdi. Keşfettiğim şey şudur ki: Ya hiç kimseye yük olmadan az ile yetinip mutlu olursun. Çünkü mutluluk içindedir. Ya da hiçbir yere varamazsın. Yoksulluğu savunmuyorum. Sadeliği savunuyorum. Ancak sürekli büyümek isteyen tüketici bir toplum icat ettik. Gereksiz ihtiyaçlarla bir israf dağı icat ettik. Sürekli almalısın ve atmalısın. Boşa harcadığımız hayatlarımız aslında. Bir şey satın aldığımda ya da bir şey satın aldığınızda karşılığında para vermiyorsunuz. Verdiğimiz aslında vaktimizdir. ‘’

Toplamda 16 gazeteci, 20 kameraman, 5 editör  ve 12 prodüksiyon ekibinin çalıştığı Human için yönetmen Yann şöyle diyor:

”Ekibimi bir aile gibi seçtim. Güçlü inançları olan, hayatının en zor ve ilginç filmini yaptığının bilincinde olan kişilerdi’.

Belgeselin müzikleri Armand Amar’a ait olup belgesel için hazırlanmış albümde 23 parça bulunuyor. Belgeseli izlerken bir ara  kulağınıza Türkçe sözler çalınacak ki ne güzel bir andır o 🙂  Erzurum’lu İbrahim Hakkı’nın şiirinden alınan sözler ve Gülay Hacer Toruk’un sesi.

Tabiat anaya ait manzaralar, müzikler, insan kareleri ve her duyguyu belgesel saati içinde yaşatan röportajlar muazzam güzeldi.

Boş zamanımda izlerim diyerek ertelemeyin, mutlaka zaman yaratıp en kısa süre içinde izleyin.

Belgesel İNSAN olarak sizin de bir duygunuza mutlaka dokunacaktır.

Haziran 2020   @ gezipduru_ys    @okumali_ys

Continue Reading

Film

İşe Yarar Bir Şey

Yönetmen: Pelin Esmer

Oyuncular: Başak Köklükaya

Öykü Karayel

Yiğit Özşener

Yapım: Pelin Esmer

Marsel Kalvo

Senaryo: Pelin Esmer, Barış Bıçakçı

Gösterime giriş tarihi: 27 Ekim 2017 

Süre: 1 saat 44 dakika

IMDB: 7.8/10

Film, ana karakterimiz olan ve avukatlık mesleği dışında bir mesleği daha bulunan-ama onu filmin ikinci yarısında öğreneceğiz-Leyla’nın 25 yıl aradan sonra okul arkadaşlarıyla bir araya geleceği yemeğe doğru yola çıkmasıyla başlıyor. Tren yolcuğu sırasında tanıştığı yan karakterimiz Canan ise oyuncu olma hayali kuran genç bir hemşirelik öğrencisi. Canan sıkıntılı ruh hali, çevresi ile bağ kurmak istememesi nedeniyle bir süre sonra Leyla’nın dikkatini çekiyor ve küçük diyaloglar aracılığıyla onunla arkadaşlık kurmaya çalışıyor.

Tren yolculuğu ilerledikçe Leyla ile Canan arasındaki ilişki iç dökme noktasına geliyor ve Canan’ın tren yolculuğunun nedeni ortaya çıkıyor. Bu durum iki kadın arasında bundan sonra hayatlarını etkileyecek bir değişimin habercisi oluyor.

Boynundan aşağısı tutmayan, yatağa bağlı, sürekli birinin bakımına muhtaç felçli Yavuz hayatına son vermek istiyor ki bu isteği bir arkadaşı aracılığıyla nihayetinde Canan’a kadar ulaşıyor. Leyla, tüm tren yolcuğu sırasında kafa karışıklığı yaşayan ve gelgitler arasında kalan Canan’a bu işte yardımcı olabileceğini söylüyor.

Tren yolculuğu sonunda iki kadın yola Yavuz’un evine gidiyor. Canan’la birlikte karşısında Leyla’yı gören Yavuz önce çok şaşırıyor sonrasında ise hayata dair sohbetleri başlıyor.

Tavsiye üzerine seyrettiğim ve izlemekten keyif aldığım bir film olduğundan ben de filmi size tavsiye ediyorum. Ancak şunu bilmelisiniz ki film durağan, diyaloglar ağır ağır ilerliyor ve sonucu romantik hareketlerle bitmiyor. Standardın dışında bir Türk filmi izlemek istiyorsanız bu filme bir şans verebilirsiniz.

Keyifli seyirler dilerim.

Haziran 2020    @gezipduru_ys    @okumali_ys

Continue Reading

Popüler