Connect with us

Gezi

Side-Adrasan-Çıralı Gezimiz

Published

on

Mayıs 2014

Bizim gibi doğanın ve tarihin iç içe geçmiş halini arıyorsanız, gideceğiniz yerlerden birisi de Side. Tarihi mekanlarda bulunmak ve bu mekanların atmosferini solumak her zaman dinlendirici geldiğinden iyi bir seçim yaptığımızı giderken hissediyorduk ki dönerken, ne iyi ettik de gittik demekten kendimizi alamadık.

 

Güle oynaya geçen eğlenceli bir araba yolculuğumuzun ardından otelimize varıp yol yorgunluğumuzu üzerimizden atmaya çalıştık.

Bunda başarılı olduk mu? Gönül rahatlığı ile evet diyebiliriz. Otelimizin bir yandan yeşillikler içinde olması diğer yandan denizi kucaklaması, yabancı turistlerin çocuklarının sessiz sakin kendi hallerinde olmaları, beş çayında bir tarafta tatlı/tuzlu ikramı yapılırken diğer tarafta gönlümüzü fetheden çikolatalı gözleme ve içecekler ile keyfimiz tavan yapıyor. Böylelikle  iş yoğunluğundan uzaklaşmanın keyfini yaşamaya başlıyoruz. (Otel bilgilerimiz yazımızın altında yer alıyor.)

Ertesi gün güzel bir kahvaltının hemen ardından otelimizin merkezi konumda olmasından dolayı Side Müzesi’ne doğru yürüyerek gidiyoruz. Büyük giriş kapısından geçtikten sonra müzenin tadilatta olduğunu görüyoruz. İçeri girip tarihi koklayabilseydik çok  güzel olurdu tabi.

Ardından Side Antik Tiyatrosu… 20.000 seyirci alabilecek büyüklükte inşa edilen Side Tiyatrosu diğer Roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil, kemerli mekanlar üzerine kurulmuş. Bu da mimarlık tarihi açısından önemlidir sanırım.

Sıra da Side limanın yanında bulunan Apollon Tapınağı var. Işık, güzellik ve sanat tanrısı olarak kutsanan Apollon adına inşa edilen tapınak tüm heybeti ile karşımız da duruyor ancak o da tadilatta, içeri giremiyoruz. Ancak şunu söyleyebiliriz ki, 150 yıllarına dayanan tarihiyle Apollon Tapınağı görülmeye değer bir miras.

Otelimize dönüp 5 çayı ve çikolatalı gözleme saatine yetişip keyif yapmaya devam ediyoruz .Otelimizin müşteri portföyünün %96 sı yabancı uyruklu olduğundan mıdır nedir? sessiz sakin bir akşam daha geçirerek günümüzü bitiyoruz.

Ertesi gün Devlet Agorası’ndayız.

Rotamız bu sefer Titreyen Göl.

Göl; çok durgun olduğundan en hafif rüzgarda bile üzerinde küçük titremeler oluyor.

Göl kenarında yürüyerek gölün titremesini bekliyoruz. Birkaç kare fotoğraf çekerek  Manavgat Şelalesi’ne geçiyoruz.

Bir sonraki gün güzergahımız Oymapınar Barajı… Buraya kadar gelmişken Türkiye’nin en büyük 3. barajı olan Oymapınar Barajı’nı görmeden dönmeyelim dedik. Baraj Manavgat çayı üzerinde kurulmuş ve 1984’de işletmeye açılmış.

 

Side de otelimizden ayrıldıktan sonra sürekli adını duyduğum ancak son dakika planımıza dahil olan Adrasan’a  gitmeye karar veriyoruz. Adrasan, eski adıyla Çavuşköy, 2 kilometre uzunluğundaki kumsalıyla Kumluca’ya yakın çok şirin bir yer.

1 gece kalıp döneceğimizden otele eşyalarımızı bırakıp yemeğimizi yedikten hemen sonra Olympos Antik kentine doğru yola çıkıyoruz.

 

 

 

Antik kentin sonunda Çıralı sahilinin başlangında Kaptan Eudemos için yapılmış bir lahit bulunuyor.

Lahitin üzerinde bir gemi kabartması var. Geminin yelkensiz, küreksiz ve direksiz oluşu Kaptan Eudemos’un ölümünü simgelemekteymiş.

Lahite ithafen yazılan şiir şu şekilde ;

“Son limana demirledi gemi, çıkmamak üzere

Çünkü ne rüzgardan ne de gün ışığından medet var artık

Işık taşıyan şafağı terkettikten sonra Kaptan Eudemos

Oraya gömüldü gün misali kısa ömürlü gemisi, kırılmış bir dalga gibi.”

 

Lahitin biraz ilerisi Çıralı Sahili.

3,5 km’lik sahilinin bir ucunda Olimpos, diğer ucunda Yanartaş var. Çıralı, koruma altındaki Beydağları ( Olympos ) Milli Parkı sınırları içinde olduğundan o çirkin betonarme yapılardan uzak huzur veren bir yer. Bu yapıların olmaması da Çıralı’nın sakinliğini ve doğasını korumasını sağlamış.

Gezi sonunda Çıralı’ya tekrar gitmeli ve uzun uzun vakit geçirmeliyiz diye düşünüyoruz.

Keyifli bir tatil daha sona ererken anılarımızı ve fotoğraflarımızı yanımıza katarak yavaş yavaş geri dönüş yoluna koyuluyoruz.

Hepimize keyifli gezmeler olsun.

Kaldığımız Oteller

http://www.melashotels.com/v2/HV/TR/Index.asp

http://www.adrasanotel.com/tr/adrasan-otel.html

 

Gidilecek yollar, okunacak kitaplar, izlenecek filmler sınırsız ve ucu açık. Nefes alacağımız sayı bile belli dedik. Başladık gezmeye, okumaya, gözlemlemeye… Gezdikçe çoğaldık, okudukça bilinçlendik ve izleyip, gözlemledikçe çevremizde devasa olarak nitelenen sorunları, sıkıntıları !!! minnacık görmeye başladık ve sonuç olarak birlikte huzur bulduk. İnsan bu zamanda başka ne ister ki ! Dünya ne büyük biz insanlar ne kadar küçük demeye ara vermeden devam ettik. Kim bilir hayatımızın sonuna kadar daha ne kadar çok söyleyeceğiz. Franz Kafka ne kadar güzel demiş. ‘’Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında."Öncelikle sağlığımızın değerini bilip, kendimize iyi davranalım ve yatırım yapalım. Geze, göre ne tür yaşamlar varmış tanıklık edelim. Hayatınızı istediğiniz şekilde yaşamanız dileğiyle.Mutlu ve her zaman umutlu kalın .

Continue Reading
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply