Connect with us

Gezi

Yedigöller Gezisi 2015

Published

on

Kasım 2016

Uzun süredir aklımda olan ancak bir türlü denk getiremediğim günlük Yedigöller gezisine nihayet sevdiğim insanla birlikte gidebildik. İstanbul’un insan ve trafik yoğunluğundan uzaklaşmak, doğa ile baş başa kalabilmek ve fotoğraf çekebilmek ümidiyle yola çıktık. Yaklaşık 5 saatlik yolculuğumuzun ardından Yedigöller Milli Park’ına vardık. Büyük otobüsler park içine alınmazken, otomobiller belli bir ücret karşılığında park içine alınıyor. Otomobillerin alınması ve park içinde yaşanan trafik/insan yoğunluğu bizi hüsrana uğratsa da yine de moral bozmamaya çalışıyoruz .

Gelelim gezimize…İlk olarak rehberimiz park içinde 6 adet göl olduğunu, Küçük Göl’ün artık tamamen küçülerek neredeyse kalmadığını söyledi.

 

İlk gördüğümüz göl İnce Göl ardından Sazlı Göl ve Nazlı Göl. Kurumuş yapraklar arasında göl kenarında ilerlemeye başlıyoruz. Fotoğraf kareleri almaya çalışırken insanların öbek öbek çevremizde olması nedeniyle istediğimiz randımanı pek alamıyoruz. Yine de  her şeye rağmen doğa tablo gibi. Doğa, güzelliklerini her dönem bize sunuyor ancak ona bakmasını ve görmesini bilmek gerekiyor.

 

 

İlk üç göl bittikten sonra Büyük Göl, Serin Göl ve Derin Göl’e gidiyoruz. Göl kenarlarında kamp alanları oluşturulmuş.

Doğanın bize ihtiyacı yokken bizim doğaya ihtiyacımız var düşüncesini taşımayan zihniyetler burada da karşımıza çıktı.

Açıkçası gezi sonunda İstanbul’a dönerken kendimize iki not aldık. Birincisi Yedigöller’i bir sonraki ziyaretimiz Ekim ayı sonunda olmalı. Çünkü görsel alanda karşılaştığımız fotoğraflarda yer alan sarı, kırmızı, yeşil, kahverengi tonları ancak o dönemde yakalayabileceğimizi öğrendik. Kendimize ikinci notumuz ise buraya kesinlikle hafta arası gelmek oldu. Hafta sonu gitmek pek doğru bir tercih sayılmazmış. Mangal, piknik, insanlar, otomobil, mazot kokusu, insanların çevreye hoyratça davranması…Açıkçası İstanbul’dan uzaklaşırken düşündüğümüz şekilde stresten uzaklaşamadık. Bir sonraki sefere kendimize olan notları dikkate alarak yola çıkacağız ve gözlerimizi, ruhumuzu doğa da dinlendireceğiz.

Gidilecek yollar, okunacak kitaplar, izlenecek filmler sınırsız ve ucu açık. Nefes alacağımız sayı bile belli dedik. Başladık gezmeye, okumaya, gözlemlemeye… Gezdikçe çoğaldık, okudukça bilinçlendik ve izleyip, gözlemledikçe çevremizde devasa olarak nitelenen sorunları, sıkıntıları !!! minnacık görmeye başladık ve sonuç olarak birlikte huzur bulduk. İnsan bu zamanda başka ne ister ki ! Dünya ne büyük biz insanlar ne kadar küçük demeye ara vermeden devam ettik. Kim bilir hayatımızın sonuna kadar daha ne kadar çok söyleyeceğiz. Franz Kafka ne kadar güzel demiş. ‘’Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında."Öncelikle sağlığımızın değerini bilip, kendimize iyi davranalım ve yatırım yapalım. Geze, göre ne tür yaşamlar varmış tanıklık edelim. Hayatınızı istediğiniz şekilde yaşamanız dileğiyle.Mutlu ve her zaman umutlu kalın .

Continue Reading
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply