Gezi
Milano-Verona Gezimiz

İtalya gezimizi planlarken tur firmalarının gezi programlarını detaylı şekilde inceleyerek kendimize bir yol haritası belirlemiş ve istediğimiz yerlere nokta atışı yapan bir turu da bulunca nihayet satın almıştık. Ancak o dönemde euro-dolar hiç nefes almadan sürekli bir artış seyrine girdiğinden tur programları ard arda iptal edilmiş dolayısı ile bizim gezi tarihimiz ve gezimizin içerikleri de en az 3-4 kez değişmişti. Artık amacımız istediğimiz yerleri görmekten ziyade İtalya’ya gidebilmekti. Sonunda tur programı ve tarihi kesinleşmiş ve gezi grubumuzun whatsapp grubu kurulmuştu. Geziye gitmeden önce çeşitli bilgilendirmeler yapılarak gezi tarihimize kadar motivasyon an be an yükseltildi. Bu arada şunu da hemen belirtelim ki gezimizin durakları çok fazla olduğundan sanırım İtalya gezimizi 4- 5 yazıya ancak sığdırabiliriz. İlk yazımız Vatikan gezimizin detaylarını içeriyordu. Detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Bu yazımızda ise Milano ve Verona’nın güzelliklerinden bahsedip bu bahislerimizi fotoğraflarla destekleyeceğiz. Kitabi bilgilere ulaşmak zamanımız da kolay olduğundan o kısmı size bırakarak ekleyeceğimiz fotoğraflar hem söylenenleri hem de söylenmeyenleri içerecektir diyerek gezimize başlıyoruz.
http://www.gezipduru.com/2019/07/18/vatikan-vatikan-muzeleri-gezimiz/–
Gezimizin başlangıç noktası İtalyan Rönesansı zamanında önemli bir merkez olan, günümüzde ise sanattan modaya, tasarımdan ticarete merkezi konumda bulunan Milano. Kente sadece tarihi yapıları ve muazzam müzelerini görmek için bile gidilse en az 2-3 gün gerekeceğini bilsek de, biz tur ile gittiğimizden dolayı hızlandırılmış şekilde gezmek durumunda kaldık. Bu nedenle her dakikamız önemli olduğundan panoramik bir tur yaptıktan sonra ünlü Pıazza Della Scala meydanına gittik ki bizi hemen Leonardo da Vinci heykeli karşıladı. Ayrıca bu meydanda Dünya’nın en önemli kültür merkezlerinden biri olan La Scala Operası’nı ve Dünya’nın en eski ticaret merkezlerinden biri olan, İtalya’nın birleşmesini kutlamak için İtalya’nın ilk kralı olarak adlandırılan Galleria Vittorio Emanuele II’ye atfen 1865 ve 1867 arasında inşa edilmiş Galleria Vittorio Emanuele II’yi de gördük.
“Milano bir hanımefendi gibidir. Güzel olmayı bilir, bakmayı bilmek gerek.” demiş yazar Donatella Piatti. Biz de az çok bakmayı bilen insanlar olduğumuzu düşünerek Milano’nun tam kalbinde yer alan, Duomo Meydanı’na da adını veren Duomo Katedrali’ni görmeye gittik. Küçük bir geçitten geçtiğimiz anda karşımızda tüm ihtişamıyla beliren bu katedral hem gündüz hem de gece görülmesi gerekli diye kendimize not düştük. Kaynaklarda katedralin bitiriliş tarihi ile ilgili farklı bilgiler yer alıyor. Genel olarak, yapımına 1386 yılında başlandığı, 1418 yılında kutsandığı, inşaatın 1813 yılına kadar devam etmekle birlikte katedralin son kapısının 1965 yılında takıldığı bilgilerinde ortak görüş yer alıyor. Sonuç itibariyle yapım süreci çok uzun sürmekle birlikte karşımızda tüm ihtişamıyla duran katedrali görebildik.
Milano şehir parkları, müzeleri, meydanları, sanat galerileri ve Navigli ile Brera Bölgesi olmak üzere gezilecek görülecek, alışveriş severler için cüzdanlarının dibini görmelerini sağlayacak yerleri bir arada barındıran güzel bir şehir. Vaktimiz dar olduğundan ve tura eşlik etmemiz gerektiğinden biz ancak belirli yerleri görebildik. Bu arada şunu da yazmadan geçmeyelim. Milano, İtalya’da beğendiğimiz yerler arasında hafızamızda yer edecek şehirlerden biri olarak kaldı 🙂
Milano gezimiz bittikten sonra akşam geç saatlerde Milano ile Venedik arasında yer alan ve Romeo ve Juliet’in şehri olarak bilinen Verona şehrine gittik. İngiliz yazar William Shakespeare’in kurgusal eserinin karakterlerinden Romeo ve Juliet’in gerçek hayatta bir evi nasıl olur ve yıllardır ziyaretçi akınına uğrayan bir merkez haline nasıl dönüşür der ve merak ederseniz Casa di Giullietta’yı ziyaret etmeniz gerekiyor. Kurgu da olsa Juliet’in bu evde yaşadığına inanılıyor. Her ne kadar serenat yapılan bir balkonu olmasa da ticaret mantığı ile serenat sahnesi için eve sonradan balkon bile eklenmiş. Romantik anlar yaşayalım, anımız olsun diye evin balkonunda fotoğraf çektirelim derseniz bu size kalmış. Biz böyle bir anımız olmasa da olur diyerek bir kare fotoğraf çekerek sokak aralarında keyif sürdük.
Dinleme zamanı geldi ve nihayetinde otelimize gittik. Yorgunluk nedeniyle nasıl sabah oldu ve ne zaman kahvaltı tabağı önümüze geldi bilemedik. Kahvaltılarımız ne açık büfe ne kapalı büfe ne de köy kahvaltısı tadında idi. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz tabak içeriği bizim açımızdan sabahları yeterli geliyordu. Yemek konusunda çok farklı lezzetlere zaten açık olmadığımızdan yurtdışına çıktığımızdan biz sorun yaşamıyoruz J
Kahvaltı sonrasında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil olan Verona’nın en ünlü ve haraketli meydanlarından biri olan Piazza Bra’daya gittik. Roma’daki ünlü Kolezyum’dan daha küçük, şehrin antik sembollerinin başında yer alan Arena di Verona burada. Kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Arena MS 1.yy da Roma İmparatorluğu zamanından inşa edilmiş ve 1117 yılında yaşanan depremde zarar görmüş. Ama hala Dünya’nın en önemli müzik festivallerinden birine ev sahipliği yapıyor ve her yıl şahane müzik ziyafetleri verilmesine vesile oluyor.
Yine bu büyük meydanda sütunlarıyla dikkatinizi çekecek başka bir yapı daha göreceksiniz. Belediye binası Pallazzo Barbieri. Meydanda ayrıca şirin kafeler yer alıyor ki hem arenayı hem de belediyeyi görüş açınıza alarak kendinize tarihi bir seyir alanı oluşturabilirsiniz.
Milano ve Verona… Gece ve gündüz hayatın akışı içinde, kısa bir sürede olsa bu tarih kokan şehirlerde zaman geçirmek çok hoşumuza gitti. Yolunuz bir gün bizim gibi buralara düşerse bu güzel şehirlerde keyifli vakit geçirmenizi içtenlikle diliyoruz. Ruhunuzun ve bedeninizin aynı anda gezgin olması dileğiyle.
Ruhumuzu şimdilik tazaleyen ve doyuran bu şehirleri geride bırakarak Venedik’e doğru koya koyuluyoruz.
































