Connect with us

Gezi

İzmir/Birgi Gezimiz

Published

on

Birgi Sokakları

Sosyal paylaşım sitelerinde bir ara sıklıkla İzmir’in görülmesi gereken güzide yerleri bilgisine denk gelmiştik. Yollar yine bizi çağırınca, havalar ısınıp yine gezme moduna geçince araştırmamıza başladık ve İzmir’in Ödemiş ilçesindeki Birgi’ye gitmeye karar verdik.

Birgi’ye gitmeden önce yol üzerinde bulanan Gölcük’e uğrayıp bir şeyler yedik. Gölcük’e vardığımız zaman bir de ne görelim !!!Ödemiş/Gölcük Gölü 2. Balık Tutma Yarışması var. Göl kenarında oturup çay içip ve  Ödemiş patatesi yiyerek balık tutanları keyif içinde seyrettik.

Keyifli bir yolcuğun ardından otelimiz Birgi Butik Otel Saliha Hanım Taş Konağı’na vardık. Küçük, şirin bir bahçesi olan, keyifli vakit geçirmemizi sağlayan, dinlendirici müziklerin çaldığı güzel bir mekan. Odamıza yerleşip biraz dinlenmeye karar verdik.

Otel odamızın anahtarı da pek bir şirindi👍😊

Dinlenme sonrasında gezme saatimiz gelince otelimizin şirin bahçesinde bir şeyler içelim dedik. Masanın üzerindeki minnacık kaplumbağa da bize eşlik etti.

İlk uğrak yerimiz İlk Türk Denizcileri arasında yer alan Gazi Umurbey oldu. Büyük bir donanma kurarak denizcilikte büyük başarılar kazanmış, Bizanslılar ve Cenevizlilere karşı zaferler kazanarak denizlerde kontrol sağlamış. İzmir’in bir bölümünün feth edilmesi sırasında da rol oynayan Umur Bey, yine İzmir’in Hıristiyan egemenliğindeki bölümüne bütün kuvvetleriyle savaşırken, askerlerine cesaret vermek için ön saflarda savaşırken 39 yaşında okla vurularak şehit edilmiş. Mezarı, Birgi’de bulunan anıtının karşısında yer ala.n babası Aydın Oğlu Mehmet Bey’in türbesinde.

 

Birgi hakkında araştırma yaparken görülmesi gereken yerler arasında Çakırağa Konağı’na rastladım. Bu konak büyük toprak sahibi ve tüccar Şerif Ali Ağa tarafından yaptırılmış ve 1975 yılına kadar konut olarak kullanılmış. Rivayet odur ki Şerif Ali Ağa’nın biri İstanbullu diğeri İzmirli 2 eşi olduğu, bu nedenle eşlerinin odalarının duvarlarına İstanbul ve İzmir manzara resimleri yaptırdığı. Nasıl bir iş çıkartmış diye merak etsek de biz gittiğimizde restorasyon çalışması olduğundan içeriye giremedik.

Sırada Aydınoğlu Mehmet Bey Cami (Ulu Cami) var. Aydınoğlu Beyliği’nin kurucusu Mehmet Bey, 1308 yılında fethettiği Birgi’yi kendisine başkent yaparak, 1312-1313 yılında Birgi Ulu Cami’yi, medrese, hamam ve türbeden oluşan bir külliye olarak inşa ettirmiş. Günümüze ise cami ve Aydınoğlu Mehmet Bey’in türbesi kalmış.

Tarih kokan sokak aralarını gezerken karşımıza Küp Uçuranlar Kulesi çıktı. Bu kulenin  eski zamanlarda gözetleme kulesi olarak kullanıldığı düşünülüyormuş. 1997-1998’de restorasyon çalışması sonucu bir kat eklenmiş ve üstü kiremit kaplı kırma çatı ile örtülmüş ve kafe olarak kullanılmış. Şu anda kafe kullanımda olmayıp kule kendi haline bırakılmış, çok bakımsız durumda.

Birgi köyü, konakları, medrese ve türbeleri, tarih kokan sokakları ile şehrin gürültüsünden uzaklaşmanızı sağlayarak ruhunuzu dinlendirecek, derin derin temiz havayı içinize çekerek rahatlamanızı sağlayacak, sokak aralarına karışarak güzel fotoğraf kareleri çekmenizi sağlayacak güzel bir yer.

 

 

Sokakları arşınladıktan sonra konağımıza döndük ve tatlımızı yiyip şirin odamızda dinlenmeye çekildik.

Sabah erkenden kalkıp mükemmel bir kahvaltı yapıp bir sonraki rotamız için enerji topladık.

Küçük bir bilgi… Yolumuza devam etmeden Birgi’nin pazarına uğrayarak, pazarcılar ile selamlaşıp, sohbet ettikten sonra dönüş yoluna başlamadan önce bugüne kadar yediğimiz en güzel patates kızartmasına vesile olan Ödemiş patatesinden çuvalla aldık ki giderseniz size de tavsiye edilir.

İzmir Efes Antik Kenti’ne doğru yola revan olduk.

Sevgiyle, saygıyla, dostça kalın. Ayaklarınız sizi taşıdığı zamana kadar  iyi gezmeler olsun.

Diğer gezi yazılarımıza ilişkin fotoğraflara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

http://www.facebook.com/gezipduru

https://www.instagram.com/ozgezipduru/

Gidilecek yollar, okunacak kitaplar, izlenecek filmler sınırsız ve ucu açık. Nefes alacağımız sayı bile belli dedik. Başladık gezmeye, okumaya, gözlemlemeye… Gezdikçe çoğaldık, okudukça bilinçlendik ve izleyip, gözlemledikçe çevremizde devasa olarak nitelenen sorunları, sıkıntıları !!! minnacık görmeye başladık ve sonuç olarak birlikte huzur bulduk. İnsan bu zamanda başka ne ister ki ! Dünya ne büyük biz insanlar ne kadar küçük demeye ara vermeden devam ettik. Kim bilir hayatımızın sonuna kadar daha ne kadar çok söyleyeceğiz. Franz Kafka ne kadar güzel demiş. ‘’Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında."Öncelikle sağlığımızın değerini bilip, kendimize iyi davranalım ve yatırım yapalım. Geze, göre ne tür yaşamlar varmış tanıklık edelim. Hayatınızı istediğiniz şekilde yaşamanız dileğiyle.Mutlu ve her zaman umutlu kalın .