Connect with us

Gezi

Yunan Adaları Gezimiz

Published

on

Mayıs 2015

Sıcak havalar, iş yoğunluğu, yılın yorgunluğu derken üzerimizdeki yükü hafifletmek adına gezi planları yapmaya başladık. Tercihimiz, methini sürekli duyduğumuz Yunan Adaları’na, gemi ile gitmek oldu. İnternetten yaptığımız detaylı araştırmalar sonucunda Karavancruises firması ile iletişime geçerek detaylı bilgi aldık ve rezervasyonumuzu yaptırdık. 4 gecelik turda uğrayacağımız limanlar Santorini, Milos, Mikanos, Atina (Lavrion) ve Siros.

LİMAN                                                      VARIŞ     KALKIŞ

İZMİR                                                             –            14:00

SANTORİNİ                                              08:00         22:00

MİLOS                                                       08:00          14:30

MİKANOS                                                20:00         02:00

ATİNA (LAVRION )                                 07:00         14:00

SİROS                                                        19:00          22:30

İZMİR                                                       09:00

 

Gemimiz Celestyal Odyssey İzmir limanından demir alacağından İstanbul’dan güle oynaya yola çıktık.

Biz ilk kez gemi ile yolculuk yaptığımızdan ve biraz da keyif yapmak istediğimizden balkonlu kamaralardan birini tercih ettik ki iyi bir tercih yaptığımızı kamaramıza girince özellikle de bize özel balkonumuzu görünce anladık. Gemide her bütçeye uygun kamaralar bulunduğundan tercih skalasının geniş olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

Yola revan olduk ve ilk durağımız Santorini. Burada kısa bir bilgi aktaralım. Bugün Santorini Adası’nın bulunduğu bölgede M.Ö. 1500 yılında büyük bir volkan patlaması olmuş ve bu patlama yaklaşık 25 m yüksekliğinde tsunami dalgaları oluşturmuş. Girit Adası’na ulaşan dalgalar buradaki Minos Uygarlığı’nı yok etmiş. Santorini Adası ilk önce Minoanlılar sonra sırasıyla Dos, Fenisliler, Romalılar ve Venedikliler tarafından yönetilmiş ve 1537 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilen ada 1829 yılında Yunanistan’ın kontrolüne geçmiş.

 

 

Gemimizde belirli bir ücret karşılığında Santorini turu satılıyordu ancak biz tura gerek görmediğimizden ve yürümeyi çok sevdiğimizden tur satın almadık. Adanın dar sokaklarını arşınlayıp fotoğraf çekmek, istediğiniz anda kimseye bağlı olmadan bir kafeye girip keyif çatmak daha akıllıca geldi.

 

 

 

 

 

Gelelim Santorini Thira (Fira) Köyü’ne ne şekilde ulaşılabileceği konusuna. Dik yamaçların üzerindeki köye, teleferikle, isterseniz limandan eşeklere binerek ya da limandan tepeye kadar devam eden merdivenleri çıkarak ulaşabilirsiniz. Ancak merdivenlerde eşeklerle karşılaşabilir, dar alanda paslaşmak durumunda kalabilir ve bir de eşek pisliklerine basarak ilerlemek durumunda kalabilirsiniz. Biz teleferiği seçtik.

 

 

 

 

Bu köy 1956 yılında geçirdiği depremden sonra yeniden inşa edilmiş ve turizm canlandırma çalışmalarında başı çekmiş durumda. Adanın tepesinde yer alan restaurantlar ve kafelerde Caldera Körfezi manzarasını seyrederek Greek salad veya dondurma yemek, tercihe göre biranızı yudumlamak keyif verici.

 

 

 

Ohia Köyü’ne gidiyoruz. Köy dediğimiz bildiğimiz köylerden değil kesinlikle. Ohia mimarisi ve manzarasıyla çok ünlü. Mavi kubbeli kiliseleri bembeyaz boyalı evleri…Ohia Köyü’nün altında bulunan küçük yerleşim yerinde, restaurantlar ve kafeler bulunuyor. Buraya ulaşım eşeklerle veya merdivenleri kullanarak yapılabiliyor.

 

 

 

Gün batımı yaklaştığı zaman özellikle Oia Köyü’nde müthiş bir kalabalık oluşuyor. Oia Köyü dışında Santorini Adası’nın farklı bir çok bölgesinde de gün batımı manzarasını seyredebiliyorsunuz. Biz turumuzu bitirip gemimize dönerek güneşin batışını oradan seyrettik. Bugüne kadar gördüğüm en güzel gün batımları arasındaydı diyebilirim.

 

 

 

 

Ertesi gün Milos Adası… Ziyaret ettiğimiz adalar içinde en sessiz sakin olan ada. Ada içinde görülmeye değer özellikli bir şey olmamasına karşı sahile yakın kafesinde oturup kendimizi dinlemek, hayatın akışı içindeki insanları izlemek, dondurmanın enfes tadına varmak güzeldi.

 

 

 

 

 

 

 

Milors Kafe -Dondurması güzeldi.

Yunan Adaları içerisinde ismini en çok duyduğumuz ve Kiklad Adaları’nın bir parçası olan Mykonos (Mikanos) İrili ufaklı çok sayıda plaj, müze, sanat galerisi ile çevre köylerden oluşuyor. Mikanos’un merkezi olan Chora, labirenti andıran dar sokakları, beyaz badanalı evleri, restoranları, barları, kafe ve sanat galeri ile yoğun ilgi gören bir yer.

 

 

 

Mikanos’un sembolü haline gelen yel değirmenleri… Gün batımını izlemek için ideal bir konum.  Ada ziyaretçilerinin mutlaka fotoğraf çektirdiği değirmenlerin çevresi insan kümeleri ile dolu.

 

 

 

 

Little Venice, denize sıfır restoran ve kafelerin sıralandığı bir yer. Tanımadığınız insanlarla diz dize ve dirsek teması içinde oturulan kafeler ile dolu. Kalabalıktan sıkılmıyorsanız, gün batımını izlemek için bir kafede oturup keyif yapabilirsiniz.

 

 

 

Gemiye dönüp müzik eşliğinde keyif yapma zamanı.

 

 

 

 

Sıra geldi Atina’ya. Lavrion limanına gidip otobüsle şehir turu yaptıktan sonra Yunan Parlemento binasını ziyaret ettik. Askerlerin nöbet değişimine denk geldiğimizden bir süre töreni izledik.

 

 

 

Sonrasında Akropolis’deyiz. Rehberimiz Akropolis’in Eski Yunan şehirlerinin en yüksek noktasında yer alan, idari, askeri ve dini yapıların bulunduğu savunmaya yönelik merkezi alanlar olduğunu, Akropolislerin en meşhurunun M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen Atina Akropolisi olduğunu, bu akropolisin şehrin koruyucu tanrıçası olarak kabul edilen Athena’nın evi olarak yapıldığını söyledi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Modern olimpiyatlara ev sahipliği yapan ilk stadyum olan Panathinaiko Stadyumu’nu da görmeye gittik. Şehir turumuz bittiğinde gemimize döndük. Akşam yemeğimizi yedikten sonra gemideki showları seyredip kamaramıza döndük. Gemimiz de bizi usul usul sallayarak yoluna devam etti.

 

Syros, Türkçe yazımı ile Siros adasındayız. Kiklad adalarının başkenti olan Ermoupoli limanına varıyoruz. Bu liman Unesco tarafından koruma altında. II. Dünya Savaşı’nda İtalyanların işgali ile mimari olarak değişime uğramış. Ada tarih boyunca farklı periyodlarda Sicilyalılar, Araplar, Osmanlı ve Venediklilerin yönetimi altında kalmış. Bu da adanın mimari yapısına farklı bir çeşitlilik ve güzellik katmış.

 

Adaya yaklaşırken bizi iki tepe ve bu tepelerde yer alan kiliseler selamlıyor. Kuzeydeki tepede Katolik  ve güneydeki tepede Ortodoks kilisesi var.

 

Tepeye çıkabilmek için uzun uzun, geniş mermer merdivenleri tırmanmak gerekiyor. Yavaş yavaş, dura kalka ve fotoğraf  çekerek tepeye çıkıyoruz. Tavsiyem merdivenlerde dinlenerek tepeye ulaşmanız.

Alman mimar Ernst Ziller’in tasarladığı, 1876 yılında yapılan Belediye sarayının bulunduğu Miaulis Meydanı’ndaki Amiral Andreas Miaouli’nin heykeli bulunuyor. Bu amiral Yunanistan’ın bağımsızlık savaşında önemli rol üstlenmiş ve Yunan deniz kuvvetlerini komuta etmiş.

 

Avrupa şehirlerinde olduğu gibi burada da büyük bir şehir meydanı bulunuyor.

 

Adayı turlayarak, yorgunluk salatası yemeğe gidiyoruz.

 

 

”Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.”

Artık geri dönüş yolculuğumuz başlıyor.

 

 

Beyaz badanalı evleri ve mavi kubbeli kiliseleri ile yılda binlerce turist çeken Yunan ticari zekasını tebrik etmeden geçemiyoruz.

Gezip görmeleriniz çok, eğlenceniz sonsuz olsun.

 

Gidilecek yollar, okunacak kitaplar, izlenecek filmler sınırsız ve ucu açık. Nefes alacağımız sayı bile belli dedik. Başladık gezmeye, okumaya, gözlemlemeye… Gezdikçe çoğaldık, okudukça bilinçlendik ve izleyip, gözlemledikçe çevremizde devasa olarak nitelenen sorunları, sıkıntıları !!! minnacık görmeye başladık ve sonuç olarak birlikte huzur bulduk. İnsan bu zamanda başka ne ister ki ! Dünya ne büyük biz insanlar ne kadar küçük demeye ara vermeden devam ettik. Kim bilir hayatımızın sonuna kadar daha ne kadar çok söyleyeceğiz. Franz Kafka ne kadar güzel demiş. ‘’Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında."Öncelikle sağlığımızın değerini bilip, kendimize iyi davranalım ve yatırım yapalım. Geze, göre ne tür yaşamlar varmış tanıklık edelim. Hayatınızı istediğiniz şekilde yaşamanız dileğiyle.Mutlu ve her zaman umutlu kalın .