Connect with us

Kitap

Tutunamayanlar

Published

on

Bazı kitaplar ya da yazarlar vardır isimlerini duyduğunuz anda evet artık o kitabı/yazarı okumalıyım dersiniz ama araya başka başka şeyler girer öncelikleriniz değişir ve ne kitap alışverişinizde sepetinize o kitabı eklersiniz ne de uzunca bir süre o yazarın adını hatırlarsınız.  Nihayetinde bir süre  sonra her şeyin bir zamanı var sözü ben de anlam buldu ve sürekli okumayı ertelediğim Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını aldım. Kitap kargo ile teslim edildikten sonra onu kısa bir süre kitaplığımda misafir ettim. Neden mi ? Hadi okumaya devam edelim:)

Kitabı bunca zaman okumak için ötelediğimden öncesinde Oğuz Atay’ın hayatını anlatan bir belgesel  seyrettim. Ardından kitapları ile ilgili yazılara göz gezdirdim ve yazıların içinde yer verilen alıntılar üzerinden Atay’ın üslubuna aşina olmaya çalıştım. Bu hazırlıklarımı tamamladıktan sonra da kitapta önemli gördüğüm cümle ve kelimelerin altını çizmek için kurşun kalemimi, cetvel niyetine kullanacağım kitap ayracımı ve demlediğim yeşil çayımı yanıma aldım. Her kitapta olduğu gibi önce arka kapak yazısını okudum, sonra ön kapağını inceledim, kitap hangi yayın evinden kaç baskı yapmış diye baktım, kapak tasarımının kim tarafından yapıldığını da gördükten sonra sayfaları  çevirmeye başladım.

Kitap ve yazar ile ilgili birkaç önemli bilgiyi kitaba ve yazara saygı duruşu mahiyetinde kısaca aktarmak istiyorum. Tutunamayanlar Oğuz Atay’ın ilk romanı ve TRT 1970 Roman Ödülünü kazanmış. Yazarın 20. Ölüm yıl dönümünde UNESCO, Tutunamayanlar’ı İngilizce’ye tercüme edilmesi gereken seçkin edebiyat eseri olarak seçmiş. Kitap ilk yazıldığı ve ödül aldığı yıllarda pek ilgi görmemiş hatta bir süre unutulmuş bile diyebiliriz. Ne denir ki, kitabı  bile piyasada bir süre ‘’Tutunamamış’’. Şarap misali artık okundukça demlenen, demlendikçe de kat kat güzelleşen ve şu an itibariye 104. baskısına ulaşan, okundukça güzelleşen bir eser olmuş. Dil ve üslup açısından şu anda benim nazarımda en üst noktada bulunan bu kitap nasıl anlatılır bilemiyorum. Tek bildiğim hayatın tam da içinden gelen, her birimizin kendi hayatımızla kesişme noktaları bulacağımız, zaman zaman geçmiş defterlerimizi açacağımız, yıllar önce kapattığımız o demir sürgülü kapılarımızı açacağımız, kimi zaman güldüren, kimi zaman acımasızca yeren, çoğu zaman hüzünlendiren, sayfalar içinde ilerlerken aslında hikayenin başından sonunu bildiğiniz halde son sayfasına kadar itina ile okuyacağınız, derinlikli, katman katman açılan, kafa karıştıran, bazen kafanızda ampüller yaktıran, ya evet tam da böyleymiş aradığım kelime/ cümle buymuş dedirten, bizi bize bizden daha iyi anlatan müthiş bir kitap.

Bu kitabı bu kadar zaman neden okumadım? Kitabı okumakta niçin bu  kadar geç kaldım demiyorum. Çünkü  nasıl ki yazar belirli bir olgunluğa, kültürel ve edebi doygunluğa ulaşıp Tutunamayanlar’ı yazdıysa, okuyucu olarak benim de yazılanları anlayarak, sindirerek, yorumlayarak sayfalar arasında ilerleye bilmem için belirli bir olgunluğa erişmem gerekiyormuş. Daha önceden okumuş olduğum kitaplar, fark etmeden Tutunamayanlar’daki zaman sıçramalarına, kimilerince okuması zor bir bölümdü dedikleri noktasız virgülsüz, paragrafsız uzunca bir bölümün tarafımca rahat okunmasına, iç seslerin, dış seslerin, ruhsal çözümlemelerin uzun uzun yapıldığı sayfalara hazırlık mahiyetindeymiş.

Gelelim herkesin az çok aşina olduğu kitabımızın konusuna …Tutunamayanlar’ın baş karakterleri Selim Işık ve Turgut Özben ve sonrasında günümüzde ne yazık ki çay kahve görsellerinin arka planı haline getirilerek çeşitli alıntılar yapılan Olric. Sonun Başlangıcı Bölümü ile başlayan kitabımızın ilk sayfalarından itibaren Turgut’un kaybolduğunu tüm aramalara rağmen bulunamadığını, Selim Işık’ın intihar ettiğini ve Selim’in annesinin öldüğünü öğrenşiyoruz. Turgut’un, Selim’in intiharı ile içinde yaşadığı ve dışarıdan sorunsuz gibi görünen hayatı karmaşıklaşmaya, anlamsızlaşmaya başlar ve Turgut yaşamına dair her şeyi  sorgulamaya başlar. Öncelikle dostu olan bu insanın dünyadan bu şekilde çekip gitmesine bir anlam veremez; Selim’e kızar, isyan eder ve sonunda bu dünyadan göçüp gitmesine neden olacak şeyleri öğrenmek için Selim’in evine gider. Kendinden uzaklaştığı ve ondan haber alamadığı dönemde çevresinde olan arkadaşlarını ziyaret eder. İntihara sürükleyen süreci anlamaya çalışırken kendini, ev ve iş yaşantısını, varoluşunu artık her an sorgulamaya başlar. Bu sorgulama sırasında hem dostunu ne kadar az tanıdığını hem de kendine ne kadar yabancılaştığını görür. İç sesi büyür, büyür, büyür ve karşımızda nihayet Olric. Sonuçta Selim, Turgut, Günseli, Olric ve diğer karakterlerimiz ile Tutunanlar ve Tutunamayanlar olarak uzun soluklu bir anlatım ortaya çıkar.

Kitaptan Alıntılar;

  • ”Ben, senin bilinç altı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların; ben senin bilinç altı ormanlarının Tarzanı! Yemeye geldim seni . Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!.” Sy .29
  • ‘’Bana anlayış gösterecek yerde büfeyi gösterdin .‘’Sy.31
  • ‘’…ikinci dereceden güzelliklerin farkında değilsin.’’ Sy  71
  • ‘’Güzeli ifade gücünden yoksun bıraktılar beni. Tıpkı filmlerdeki gibi diyebiliyorum ancak. Ne acıklı değil mi ? ’’ Sy.107
  • ‘’İnanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz. ‘’ Sy. 254
  • ‘’Zaman, baş döndürücü bir hızla geçiyor. Ayakta durmasını bilmeyenleri yıkıyordu. Onlar bir bakıma birbirlerine tutunduklarından, düşmediler.’’ Sy.331
  • Utanç devri, tutunamayanların ortaya çıktığı tunç devrinden hemen sonra gelen tarih öncesi bir dönemdir. Selim Işık, modası geçmiş bir yaratık olduğu için bu dönemi günümüzde yaşamaya  çalışmıştır. Utanç devri bugün bütünüyle yürürlükten kaldırıldığı halde, Selim kararın ilam tarihinde bir dalgınlık eseri olarak durumdan haberdar olamadığı için eski kararın gereklerine göre hareket etmiştir.’’ Sy.430
  • ‘’Düşünmek hayatı ne karmaşık bir biçime sokuyor. Bu telaş içinde bekleneni veremiyorum. Her gün açıklanamayanlar biraz daha artıyor. Tarifi güç bir yorgunluk geliyor üstüme.” Sy.553
  • ‘’Hep birlikte tutunamamayı ne kadar isterdim. Herkes ayrı bir dalda kaldı. Tek başına bir tadı olmuyor başarısızlığın.’’ Sy. 665
  • ‘’Bütün hayatınca konuştu. Sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkarabildi ortaya: bir tek kelime. Çoğul bir kelime.’’Sy.708

Uzuk soluklu, sindire sindire, zaman zaman arama motorlarında araştırma yaparak ve yanınızda not kağıdı bulundurarak okumanız gereken bir kitap var karşınızda. Çünkü sayfalar arasında düşünür adları, filmler, oyuncu isimleri, kitaplar, yazarlar, belki benim gibi bilmediğiniz kelimeler ile karşılaşacaksınız. Emek verilmiş, hayat tecrübesinin verdiği birikimlerle taçlandırılmış, ince ince örülmüş hikayesi ile edebiyatımızın nadide eserlerinin başında gelen bu kitabı alın, emek verin dikkatlice okuyun, kitaplığınızın en güzel ve en görünür köşesine kaldırım. Gördükçe Selim’e, Turgut’a ve Olric’e bir selam verin.

Kitabın özünü oluşturan nefis cümlelerden biri ile yazımızı sonlandıralım.

”Ne diyorlarsa , yalnız onu demek isteyenler için geliştirilmiş düşünce ve ifade kuralları ne zaman bulunacak .” Sy.688

Dostlarla ve kitaplarla kalın 🙂

Şubat  2022

Gidilecek yollar, okunacak kitaplar, izlenecek filmler sınırsız ve ucu açık. Nefes alacağımız sayı bile belli dedik. Başladık gezmeye, okumaya, gözlemlemeye… Gezdikçe çoğaldık, okudukça bilinçlendik ve izleyip, gözlemledikçe çevremizde devasa olarak nitelenen sorunları, sıkıntıları !!! minnacık görmeye başladık ve sonuç olarak birlikte huzur bulduk. İnsan bu zamanda başka ne ister ki ! Dünya ne büyük biz insanlar ne kadar küçük demeye ara vermeden devam ettik. Kim bilir hayatımızın sonuna kadar daha ne kadar çok söyleyeceğiz. Franz Kafka ne kadar güzel demiş. ‘’Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında."Öncelikle sağlığımızın değerini bilip, kendimize iyi davranalım ve yatırım yapalım. Geze, göre ne tür yaşamlar varmış tanıklık edelim. Hayatınızı istediğiniz şekilde yaşamanız dileğiyle.Mutlu ve her zaman umutlu kalın .

Continue Reading